Biyoteknoloji ve GDO

Biyoteknoloji hücre doku biyolojisi kültürü, moleküler biyoloji, mikrobiyoloji, genetik, fizyoloji ve biyokimya gibi doğa bilimlerinin yanı sıra makina mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği ve bilgisayar mühendisliği gibi mühendislik dallarından yararlanarak, DNA teknolojisiyle bitki, hayvan ve mikroorganizmaları geliştirmek, doğal olarak var olmayan veya ihtiyacımız kadar üretilemeyen yeni ve az bulunan maddeleri (ürünleri) elde etmek için kullanılan teknolojilerin tümüdür.

Biyoteknolojinin en önemli  bölümlerinden biri olan rekombinant DNA teknolojisi kullanılarak belirli ve istenilen özellikleri tayin eden gen fragmanlarının hedef hücreye aktarılmasıyla oluşturulan transgenik türlere “Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar” denilmekte ve kısaca “GDO” olarak adlandırılmaktadır.

dna-308919_1280

Zararlılara, hastalıklara, herbisitlere, strese karşı dayanıklılık ve benzeri amaçlarla çeşitli gen aktarım teknikleriyle oluşturulmuş transgenik bitki çeşitlerinin (mısır, soya, kanola gibi) ticari amaçlarla dünyada üretimi söz konusudur ve GDO ürün çeşitliliği ile ekim alanı artarak devam etmektedir.

Dünya’da Üretimi

Ticari amaçlı üretimi 1996 yılında başlayan Genetiği Değiştirilmiş (GD) tarım ürünlerinin dünya üzerindeki ekim alanı 1996 yılında 1,7 milyon hektar iken 2013 yılında bu alan 175,2 milyon hektara ulaşmıştır. 2013 yılında en fazla GD-tarımsal ürün ekimi yapan ilk 10 ülke sırasıyla ABD, Brezilya, Arjantin, Hindistan, Kanada, Çin, Paraguay, Güney Afrika, Pakistan, ve Uruguay ‘dır. 2013 yılında toplam 18 milyon çiftçi transgenik ürün yetiştirmiştir. Dünya üzerindeki tarımsal biyoteknolojinin en büyük üreticileri Amerika Kıtasında bulunmaktadır.

GDO’nun Kullanım Alanı ve Amaçları nelerdir?42135

Genetik değişikliğe uğratılmış bakteriler özellikle sağlık (rekombinanat ilaç, aşı vb.) olmak üzere gıda sektöründen ve birçok endüstriyel sektörde örneğin fabrika atıklarının temizlenmesinde, enerji kaynaklarının geliştirilmesinde kullanılmaktadır.

Sağlık sektöründe klasik sentetik ilaç üretim tekniklerine göre daha çok tercih edilen genetik yapısı değiştirilen mikroorganizmalar; yüksek sıcaklık ve basınca ihtiyaç duymamakta, az ve yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmaktadırlar. Bu özelliği ile çevreye zararı az olmaktadır.

Tarımsal açıdan incelendiğinde daha verimli, virüs ve böceklerin neden olduğu hastalıklara dirençli bitkiler elde edebilmek için kullanılmaktadır. Kuraklık, tuzluluk, soğuk gibi çevresel koşullara dirençli bitki üretimi için de kullanılmaktadır.

Hayvancılık sektöründe de et ve süt amaçlı üretilen hayvanların verimini artırmak amacıyla GDO teknolojisine başvurulmaktadır.

GDO teknolojisi ile günümüzde kalsik yöntemlerle elde edilecek bitki ıslahı çalışmalarının daha fazla geliştirileceği görülmektedir. GDO’lu ürünlerin insan sağlığı ve dünya üzerindeki etkileri detaylı olarak araştırılmalı ve kullanıma sunulmalıdır.

Türkiye’de GDO

Ülkemizde ve AB ülkelerinde ABD, Çin, Hindistan, Paraguay gibi ülkelere göre GDO konusunu mesafeli bir yaklaşım bulunmaktadır. Türkiye’de GDO’lu ürünlerle ilgili işlemler; 26 Eylül 2010 tarihinde yürürlüğe giren “Biyogüvenlik Kanunu” ve “Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmelik” hükümlerine göre yürütülmektedir.

Biyogüvenlik Kurulu tarafından sadece yem amaçlı kullanım için onay verilmiştir. Gıda amaçlı kullanım yasaktır. 3 adet soya geni ve 14 adet mısır geni yem amaçlı onaylı olanlarıdır. Bu amaçla gıda amaçlı GDO’lu ürün ithaline de izin verilmemektedir.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.